Yine aşık olmuştu genç kadın. Karşılıksız aşklar serisine bir yenisini daha eklemişti işte. Neyse ki bu son ikisi çok acıtmamıştı canını. İyiden iyiye imkansızdı çünkü bunlar, platonikti hatta. Hayranlıktı büyük ihtimalle de. Adına aşk demek iyi geliyordu işte. Bu yaz sıcağında, yapacak hiç bir şeyin olmayışında, belirsizlikler ortasında iyi geliyordu AŞK kelimesi.
Olabilirinden değildi ya, bir senaristti yeni aşkı. Attığı tweetlerine aşık olmuştu genç adamın. Modern zaman aşkları işte. Bu olabilirinden değildi, bi önceki zaten hiç değildi, peki daha öncekiler çok mu olabilirdi? Belki de. Ama bir şeyi iyi biliyordu artık kadın, olabilirdi de olmadıdansa, olabilemez olanı sevmek daha iyiydi. Daha kolaydı en azından. Bu yüzdendi ikidir televizyon dünyasından aşklar uydurması kendine.
Ama yeni aşkı çok güzeldi kadının, hem derin hem eğlenceli, hem de zararsız. Büyük bir çöplük vardı aslında onun da bilinçaltında. Zaten öyle olmasa böyle güzel yazamazdı ya. Tedavi etmemek, terapiye almamak lazım böyle adamları. Bırakmak lazım kendi hallerine ki bilinçaltındaki çöplerin her biri bir senaryo olup doğsun dünyaya.
Neyse kadın böyle bir adam sevmişti bu defa. Yazdıkça güzelleşen, güzelleştikçe yazan. "Yalnızın demlediği çay orucu bozar mı?" diyordu adam. O da yalnızdı belli ki, ama ayrı dünyaların yalnızlarıydı onlar...
Merhaba.
YanıtlaSilkitaplarla ilgili yazılarınızı cok begendim. Kitaplari cok severim ben de. Yazi yazmayi da...anlatma tarziniz her birini , icime dokundu.Artik okuyamiyorum çünkü iki kucuk cocugum var. Tum zamanim onlara. Sayenizde hatirladim kitaplari. Teşekkür ederim. Bebegimi uyuturken moda bloglarina goz atiyordum. Boyle buldum blogunuzu. Arasira ugrarim artik.
fetiye