Bir tutam psikoloji, bir avuç edebiyat, birer fiske hobi, resim, film. Kısacası yanında bir bardak çayla küçük zamanlara değer katan her şey, herkes...

11 Şubat 2013 Pazartesi

Geçmişimden Nağmeler-1

11 Nisan 2008 Cuma gününden bir ergenin yalnızlığı...

Yine bir şekilde yalnızlığa gömüldüm. Ne yaparsa yapsın kendi kendine kalmaya mahkum insan. Bu yalnızlık canımı mı yakıyor, yoksa güçlendiriyor mu beni? Bilmiyorum, yok ki bunun cevabı. Artık alışmam gerekiyor bu yalnızlığa. Yalnız geçecek bir ömür. Ne aile, ne akraba, ne arkadaş. Kimse kalmıyor yanında. Sen kendini yalnız hissettiğin an bitiyor tüm rüya. Köşene çekilip tanıdık bir ses bekliyorsun. Ne arayan var, ne gelip giden. Sadece yalnızlıkla gelen kocaman bir karanlık. Başlangıçta boğulacağını sanıyorsun bu karanlıkta. Ama zamanla alışıyor gözlerin, karanlığın tonlarını ayırt etmeye başlıyorsun. Ya gittikçe açılıyor ya da daha çok kararıyor. Gerçi ne fark eder ki sonuçta her yer karanlık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder