Bir tutam psikoloji, bir avuç edebiyat, birer fiske hobi, resim, film. Kısacası yanında bir bardak çayla küçük zamanlara değer katan her şey, herkes...

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Yazmaya Hasret

Çok zaman oldu iki kelime dökmeyeli bir deftere veyahut bir ekrana klavyeden. Yazmak özleniyor da öyle her zaman da yazamıyor insan. İşten derse, dersten kursa, kurstan eve koştururken mesela. Yazmak da bi dinginlik istiyor. Kelimeleri bir araya toplayabilmek, bir cümle kurabilmek onlardan, ne kadar kolay olsa da, kolay görünse de daha doğrusu her zaman olmuyor işte.

Ankara'da geçirdiğim son aylar birbirinden karmaşık aylardı. Kafamda çizdiğim yolumda keskin bir dönüş oldu bu yıl. Alınan kararlar radikal olunca, onun için harcanan çabanın da bir o kadar ciddi olması gerekiyor. Yolumdaki bu dönüşte yaşadıklarımın etkisi de büyük tabi. Uzun uzun yaşanılan tatsızlıkları anlatmak kelimeleri ziyan etmek olur şimdi. Sınav yılımdı bu yıl benim, hem kelimenin gerçek anlamını veren bir memurluk sınavı vardı önümde, hem de atlatmam gereken bir sürü dünya sınavı. Özel sektörden boyumun ölçüsünü almam için yaşamam gerekiyormuş bazı şeyleri. İnsana verilen değerin getirdiği ve götürdüğü parayla ölçüldüğü bir ortam uygun değil benim ruhum için. Bir devlet dairesi de doyurmayacak belki ruhumun ihtiyaçlarını, ama en azından biraz daha dingin, biraz daha sakin bir hayat sağlayacağı beklentisindeyim bana.

Bu yıl hem özel bir yerde işimden başka her şeyi yapmakla, hem yüksek lisans derslerimi vermek için çabalamakla, hem de geleceğimi düzenleyecek memuriyeti kazanmak için uğraşmakla geçti. O arada üç kez ev değiştirmem, evime hırsız girmesi, 45 yaşındaki bir öğrencimden dayak yemem ve bunun karşılığında idarecilerimden aldığım tam destek(!) beni o çok sevdiğim Ankara'dan vazgeçip memlekete dönmeye mecbur kıldı. Ancak bu süreçte "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir." ayeti güldü yüzüme, memleketime dönmeme bir hafta kala, Kpss'den bir gün önce, iki yıl önce sırf annemi gücendirmemek için girdiğim sınavdan aldığım puanla memleketime atandım.

Şimdi memleketimdeyim, henüz başlamadım göreve, hem ruhumu, hem de bedenimi dinlenmeye aldım. Ailemle bol bol vakit geçiriyor, komşularla çay içiyorum. Küçüklere ders çalıştırıyor, kitap okuyorum. Nefes almadan geçen kışın acısını çıkarıyorum. Ruhum ancak yazacak dinginliğe kavuştu, ancak şiirleri anlamaya, kelimelerin büyüsüne hayran kalmaya başladım yeniden. Yazabileceğimi hatırladım. Kendi kelimelerimi özlediğimi fark ettim, tekrar hissetmeye başladım her duyguyu. Yazın sıcağı ruhumu da ısıttı. Huzuru duymayalı çok zaman geçmişti, onu tekrar içimde hissetmek çok garip şimdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder